Gençlik Adabı Konferansından:
“Gençler, eş seçerken de dost seçerken de ‘elalem ne der
değil, Allah ne der’ diyeni tercih etmeliyiz!”
***
21. Yüzyılda Genç Olmak Konferansından:
“Delikanlım boyunu-posunu değil,
Hanım kızım yüzünü-rujunu değil,
karakterinizi, edebinizi ve ahlakınızı beğenenle kuracağınız
yuva sizi asıl mutluluğa kavuşturacaktır.”
***
“Vicdanınız; fakir fukaranın dertlerinden rahatsız
olup yardım için sizi harekete geçmiyorsa, sokaktaki kuş, kedi, köpek gibi
canlıların aç ya da susuz kalmasını umursamıyorsanız, vicdan tıkanıklığı
yaşıyorsunuz, bir sorun var, bir arıza var ve acil bir tamirciye götürmeniz
gerekiyor demektir. Unutmayınız, merhamet etmeyene merhamet olunmaz.”
***
Mutlu Evliliğin Sırları Konferansından:
“Haramda huzur ararsan, huzur sana haram olur.”
***
“Gençler, evlenmeyi «ev» lenmek zannetmemeniz lazım! Yani
evlilik sadece ev, eşya, takı ayarlamak değildir. Kendinizi sorumluluk almaya
da, zorluklara birlikte sevgi, saygı temelinde göğüs germeye de
hazırlamalısınız.”
***
“Eşinin ufak tefek kusurlarını değiştiremiyorsan, kendinin
kusur kavramına bakışını değiştir!”
***
“Annelerinin veya babalarının yaşadıkları sıkıntılar
karşısında hayattan ya da eşinden sürekli yakınmaları, şikayetleri, hayata hep
olumsuz bakışları ve tüm bunların sonucunda mutsuz yaşamlarını gözlemleyerek ve
içselleştirerek büyüyen gençler; her ne kadar mutlu evlilik hayali ile de
evlenmiş olsalar sıkıntılar karşısında kendisini ve eşini yıpratmadan mücadele
edebilme yöntemlerini ailelerinden tecrübe etmedikleri için, aynı
ebeveynlerinden öğrendikleri gibi şikayet ve olumsuz yaklaşımlarla hayatlarını
mutsuz yaşamayı hayatın bir gerçeği zannediyorlar. Bu sıkıntıları bahtsızlık
olarak görüp hayatı, hayat şartlarını, eşlerini hatta çocuklarını dahi
suçlayabiliyorlar.”
***
“Yediği de kazandığı da helalinden olsun, Böyle bir eş
bulduysan sana helal olsun!”
***
“Evlilik olur mu hiç hayır duasız, Ne bereket olur, ne
hayır, duasız!”
***
“Evlilik bu, bazen kuru ekmek yenir, Sevgi varsa, sanki bal
yedim denir, Olumsuz bakıp, hayatını etme zehir, Sabır ve sevgi, sıkıntılarına
panzehir.”
***
“Anne-babadır, atılmaz ve satılmaz, Bunu bilmeyenle evlilik
yapılmaz!”
***
“Evlilik çift kişiyle inşa edilen bir ev gibidir.
* Bu evin temeli; sevgi, beğeni, güven ve sadakat
çimentosu ile atılmalı,
* Saygı, hoşgörü, sorumluluk, samimiyet ve sabır
tuğlalarıyla duvarları yükseltilmeli,
* Dürüstlük, duygu, ilgi ve şefkat çatısıyla üstü
örtülmeli,
* Girerken selam ve tebessüm kapısından girilmeli,
* Asla çarparak bu kapıdan çıkılmayıp, Allah’a emanet
sözüyle kapatılmalıdır.”
Süleyman ÇAKMAK