Bismi Şâfi..
Hayatın koşturmacası içinde çoğu zaman gözden kaçırdığımız, ancak
kaybettiğimizde değerini anladığımız en büyük sermayemiz sağlığımızdır.
Maddi imkânlar, kariyer hedefleri ve günlük telaşlar, tek bir nefes sıhhatin
yanında anlamsız kalmaktadır.
Osmanlı İmparatorluğu’nun en parlak dönemine hükmeden, cihanı dize getiren Cihan Hükümdarı adaşım Kanuni Sultan Süleyman’ın;
"Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi,
Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi."
dizesini, hastalandığı ve dindirilemeyen yoğun ağrılarının olduğu bir esnada söylediği rivayet edilmektedir. Dizeler, koskoca bir ülkenin sahibi dahi olsanız, rahat bir nefes alamadıktan sonra dünyalık hiçbir gücün anlamı olmadığını çok güzel anlatmaktadır.
Bu sebeple İslam inancı da sağlığı insana bahşedilmiş en kıymetli emanetlerden biri olarak kabul eder. Kur'an-ı Kerim’de beden ve ruh sağlığını korumanın gerekliliğine işaret edilirken; "...Kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın..." (Bakara Suresi, 195) buyrularak, insanın mal, cimrilik, sağlık vb. yollarla kendisini riske atacak tutumlardan kaçınması emredilmiş; Peygamber Efendimiz (s.a.v.) de "İki nimet vardır ki insanların çoğu onların kıymetini bilmeyip aldanmışlardır: Sağlık ve boş vakit." (Buhârî) buyurarak sağlığın değerini ifade etmişlerdir.
Tüm bu gerçekliklere rağmen ülkemizde hastaneye gitme zorluğu; 08.00 - 17.00 mesai saatleri arasında koşturan memur, inşaatta çalışan bir işçi, kendi işyerinde çalışan bir ticaret erbabı olsun farketmez ilkönce nefis mücadelesiyle başlar. Çünkü iş yerindeki sorumluluklar, yetiştirilmesi gereken yazılar, projeler ve "iş aksar mı?" - "vebal olur mu?" - "işyerim zarar eder mi?" kaygısı, kişiyi sürekli bir ikileme itmektedir. İnsan bir yanda kendi sağlığını ve vücudunun verdiği sinyalleri, diğer yanda işine karşı duyduğu sorumluluğu tartar. "Hastaneye gitmeden biraz daha idare edebilir miyim?" sorusuyla ertelenen her doktor randevusu, aslında sağlığımızdan verilen bir tavizdir.
Hastaneye adım atıldığında ise muhatap olduğumuz doktorlar ve diğer sağlık çalışanlarının, mesailerinin ötesinde bir özveriyle görev yapmaları takdire şayan bir durumdur. Her mesleğin kötüsü olduğu gibi sağlık çalışanlarının da hatalı davranışları bulunanlarını istisna tutuyorum. Çünkü gece nöbetleri, kesintisiz çalışma saatleri, saniyelerle yarışılan acil durumlar ve ağır psikolojik yük... Sağlık çalışanlarının üstlendiği bu sorumluluk, yalnızca bir "meslek" olarak tanımlanamaz. Onların insan hayatına dokunan bu çabasına saygı duymak, güler yüz ve empatiyle yaklaşmak, teşekkür etmesini bilmek toplum olarak üzerimizdeki en büyük borçtur diye düşünüyorum.
Son yıllarda devletimizin sağlık alanında sunduğu imkânlar, vatandaşın bu zorlu süreçlerini oldukça kolaylaştırmıştır. Şöyle ki; modern tıbbi cihazlar, dijital randevu sistemleri ve ferah hastane ortamları sayesinde sağlık hizmetine erişim hızlanmış ve kalite artmıştır. En önemlisi, parası olmayan hastanın hastanede rehin kaldığı bir ülkeden, dağ başında kış şartlarında mahzur kalan hasta köylü vatandaşına dahi helikopter gönderebilecek imkana ve insani saygıya ulaşmış bir ülke haline gelmek gerçekten çok büyük bir dönüşümdür.
Doktorların, ilaçların ve uygulanan tedavilerin iyileşme sürecine katkısı tartışılmazdır. Bunlarla birlikte;
* Doktor, asistan, hemşire ve hastabakıcı dahil tüm sağlık çalışanlarının güleryüzlü yaklaşımı,
* Hastalık esnasında yalnız
bırakmayan bir eş,
* Sizin durumunuzu merak edip gelen/arayan çocuklar,
* Ziyaret, arama ve dualarıyla sizinle olan yakınlar, dostlar..
hastanın psikolojisini düzelterek bağışıklığını güçlendirmekte, iyileşme ve yaşama arzusunu diri tutarak reçetelerde yazılamayacak birer destekleyici tedavi kaynağı olmaktadır.
Özetle sağlık, ertelemeye gelmeyen tek gerçeğimizdir. Peygamberimizin, 'Kuvvetli mümin, zayıf müminden Allah katında daha hayırlı ve daha sevimlidir.' hadisi rehberliğinde; çalışma hayatının ve günlük telaşenin yoğunluğuna yenik düşmemeli, gerekli tedbirleri almalı, sadakayı çoğaltmalı, sağlık kontrollerimizi geciktirmemeli böylece hem iş yerinde daha verimli bir çalışma hem de aile hayatımızın selameti için beden ve ruh sağlığımıza sahip çıkmalıyız.
Bizlere sağlık lütfeden
yaratıcımıza gereğiyle hamd edebilmek ve bizler için gece gündüz demeden
çalışan sağlık mensuplarımız ile en büyük destekçimiz olan ailemizin değerini layıkıyla
bilebilmek temennileriyle." Süleyman ÇAKMAK - 13.08.2026