İster bakkal çırağı olalım ister memur ister üst düzey yönetici. Hangi işi yaparsak yapalım görev bilinci olan, dürüst, güvenilir ve iş yerinde sevilen, sayılan ve değer verilen insanlardan olmalıyız.
Uzun yıllardır yönetici olarak çalışan bir eğitimciyim.
Tecrübe ve gözlemlerim doğrultusunda “iş yerinde sevilen ve
sevilmeyen insan tiplerini” maddeler halinde yazmaya çalıştım.
İşin ilginci aşağıda birazdan sayacağım “iş yerinde
sevilmeyen insan” tiplerine ait olumsuz özellikleri taşıyanlar; “Ben böyle
değilim ki, …”, “Ama benim niyetim …”, “Ama o şöyle yaptı ki ….”, “Aslında
şöyle ki …”, “Tamam ama … “ şeklinde bir çok itiraz ve bahane ile genelde
kendilerinde var olan bu olumsuz özelliklerini bir türlü kabul etmezler. Olsun
biz yine de gözlemlerimizi yazalım:
Görev Yerinde Sevilmeyen İnsan Tipleri:
* “Ben
onun yüzüne de söyledim – söylerim” sözünü ezberlemiş dedikoducular,
* Arkadaşım,
amirim anlamaz zannedip “sürekli yatan, işi savsaklayan” açıkgöz geçinenler,
* Herkesi
birbirine düşüren ara kızıştırıcılar,
* Birinden
aldığı lafı ötekine ulaştırmayı marifet zanneden, sır tutamayan laf
taşıyıcılar,
* Kimse
anlamıyor zannedip, türlü türlü yalan uyduran yalancılar,
* Sürekli
iş yoğunluğundan, kendisine çok iş verildiğinden yakınan tipler,
* Ağır
bir iş oldu mu “bu benim işim değil ki” deyip her işi diğer çalışana yıkmaya
çalışan kaytarıcılar,
* Taşın
altına elini koymadığı halde, herkesi eleştiren kadrolu eleştiriciler,
* Haklı
olarak ya da haksız olarak her şeyden “sürekli” şikayetlenenler,
* Marifet
zannedip her şeye itiraz eden muhalefet tipler,
* Hiçbir
şeyi beğenmeyen müzmin mızmızlar,
* Hep
daha fazlasını isteyen memnuniyetsizler,
* Herkeste
bir kusur bulup kimseyle geçinemeyen geçimsizler,
* Kendini
hep haklı görüp, karşısındaki herkesi haksız görenler,
* Başkaları
ne derse desin yanlıştır, en doğrusunu “ben bilirimciler“,
* Yüzü
hiç gülmeyen, dokunsan ağlayacak üzüntükolikler,
* Yüzü
hep sirke satan, dokunsan kavga çıkaracak agresifler,
* Hep
mağdurluk edebiyatı yapan depresifler,
* “Dobrayım,
dürüstüm” şablonuna sığınan aslında nezaketsiz ve kaba olan, güzel konuşmasını
ve doğru iletişimi bilmeyen patavatsızlar,
* “Ne
yapayım ben böyleyim” diye bağıra-çağıra konuşup herkesi rahatsız eden tipler,
* Binbir
bahaneyle sürekli geç kalanlar,
* Mesaiden
kaçabilmek için sürekli kendinin veya ailesinin hastalığını, eşinin veya
dayısının makam ve mevki gücünü veya cinsiyetini …. vb. kullanmayı alışkanlık
haline getiren mesai kaçkınları,
* Gerek
iş telefonu gerekse şahsi telefonuyla sürekli kişisel konuşmalar yapan,
bilgisayarda video ve oyunla vakit geçirip işlerini aksatıp mesaiden çalanlar,
* İş
yerinin fotokopi, para, ihale gibi birçok imkanını şahsı, ailesi ve akrabaları
için peşkeş çeken haramzadeler,
* Pis
kokan, kirli giyinen, çalıştığı odayı-masayı dağıtan, temizliğe dikkat etmeyen
pasaklılar,
* Sürekli
moda, kıyafet, fal, dizi, ev, araba, para, mal-mülk konuşarak insanların başını
şişirenler,
* Ben
hiçbir şey bilmem, hep amirim bilir diyenler,
* Menfeat
uğruna şahsiyetini ayaklar altına seren yalakalar,
* Görev
alanıyla ilgili kendini yetiştirmeyen ama gözü hep yükseklerde olan
muhterisler,
* Hakettiği
değeri görmediği konusunda sürekli yakınıcılar,
* Makam
verilince kendi üstünlüğünden, makam elinden alınınca amirinin kötülüğünden
sayan kadir-kıymet bilmezler,
* Yaşıtları
veya iş arkadaşlarından yükselenleri kıskanıp hasetlenenler,
* “Ben
şu yaştayım, burada şu kadar yıl çalıştım, bir makam verilecekse önce bana
verilmeliydi” gibi makamı ve liyakatı yaş ve yıldan ibaret gören basiretsizler,
* Astlarını
ezmekten zevk alan, halden anlamayan gaddarlar,
* Makam
sahibi olunca arkadaşlarını, dostlarını unutan vefasızlar,
* Günlük
rutini devam ettirip, makamıyla alakalı hiçbir şey üretmeyip, çay-kahve içip ve
ısmarlayıp, masa başında oturmayı amirlik sananlar,
* Değişim
ve yeniliklerden rahatsız olan statükocular,
* Ve
bilumum hainler, üçkağıtçılar, …
Bulundukları her yerde rahatsız edici olan bu tipler işe ve
iş yerindekilere de faydadan çok zarar vermektedirler.
İş arkadaşları onların şerrinden, kötülüğünden,
dedikoduculuğundan veya yalancılığından korktukları için ya da iş yerinde
huzursuzluk çıkmaması için veya onları kırmamak için bir şey söylemeseler de bu
tip insanlar aslında sevilmezler.
Amirleri tarafından da farklı bir alternatif isim varsa bu
tip kişilere üst görevler verilmemeye çalışılır.
Sonuç olarak; yukarıdaki özelliklerden biri, birkaçı veya
daha fazlası sizde bulunuyorsa kendinize bir çekidüzen vermenin, kendinizi
değiştirmenin zamanı gelmiş ve geçiyor demektir. İnsanın köklü bir kötü
alışkanlığını değiştirebilmesi için en az 1 yıl süre gerektiğini unutmadan, her
bir kötü alışkanlığınızla tek tek mücadeleye başlamanın şimdi tam zamanı.
Süleyman ÇAKMAK