Hepimiz “Lütfen” ve “Teşekkür ederim” gibi insanlar üzerinde sihirli etkisi olduğu söylenen kelimeleri, cümleleri biliriz.
Peki, bu tür başka hangi cümleler hatırlıyorsunuz?
Genelde 2-3 benzer cümle daha söylenip, devamı
getirilememektedir.
Aslında; kişiye kendisini iyi hissettiren, arka planında
gizli ve iğneleyici manalar barındırmayan, kişinin kendi faydasına söylendiğini
anladığı cümleler çoğunlukla olumlu ve iyiye yöneltici etkiler yapar.
Mesela oğlunuza “Arslanım benim” dediğinizde memnun olur.
Peki “Farem benim” deseniz aynı olumlu tepkiyi alamayacağınız açıktır. Çünkü
toplumumuzda fareye yüklenen anlam olumsuzdur ve bu sebeple oğlunuz kendisini
kötü hissedecektir.
Beğenmediğiniz bir yemek için eşinize, “Dün yaptığın yemeği
daha çok beğenmiştim” şeklindeki yalan olmayan ve olumlu olan bir cümle ile
eşinizi üzmeyecek ve derdinizi de anlatabilecek iken; “Bugün yaptığın yemek
berbat” demeniz ise eşinizi kıracak, üzecek ve size karşı soğumasına sebep
olacaktır.
Olumsuz ve olumlu cümlelerden birkaç örnek daha vereyim:
Yanlış: Sen nasıl erkeksin? Bir musluğu tamir edemedin!
Doğru: Bir usta çağırsak, nasıl olur?
Yanlış: İşyerinde perişan oldum, sen evde yat dur!
Doğru: İşyerinde çok yoruldum, eve gelmek beni mutlu ediyor.
Yanlış: Evlendiğimizden beri gün yüzü görmedim!
Doğru: Çok sıkıntı çeksekte, seninle olmaktan mutluyum.
Yanlış: Bugün derslerini çalıştın ama genelde hiç ders çalışmıyorsun!
Doğru: Her gün bu şekilde çalışman beni çok mutlu eder, güzel
kızım benim!
Yanlış: Hep bilgisayar oyunları, bıktım senden de oyunlarından da!
Doğru: Derslerini ve kendini ihmal ediyor olman beni çok
üzüyor. Beni sevindirmek ister misin?
Bu örnekleri çoğaltabiliriz.
Özetle; “maksat bağcıyı dövmek değil de üzüm yemek ise”,
olumsuz cümlelerimizi tamamen hayatımızdan çıkarmalıyız. Tüm duygularımızı ve
tepkilerimizi güzel davranışlarımız eşliğinde olumlu cümleler ile ifade
edebilmeliyiz.
Bu şekilde bir karakter oluşturabilirsek aslında hem
kendi psikolojimiz düzelecek hem de ailemizde ve çevremizde olumlu, istendik ve
güzel nice değişikliklere şahit olabileceğiz.
Süleyman ÇAKMAK